Yaygınlığı %5-10 civarındadır. Çoçukluk çağı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) üçte ikisi ergenlik ve erişkinlik dönemine devam eder. Üçte biri ise erişkinlikte klinik olarak belirgin belirtilerle karşımıza çıkar.

Bazı önemli noktalar:

  • Dikkat eksikliği (DE), Hiperaktivite/Dürtüsellik (Hi/d) veya birleşik tip alttipleri bulunur.
  • Çocuklukta Erkek:Kadın oranı 2:1-6:1
  • Erişkinde E:K oranı 1:1
  • Çocuklukta erkek çocuklar Hi/d belirtileri ön planda olduğu için daha fazla tedaviye getirildiğinden kız çocuklarında tedavi oranı daha düşük kalmaktadır
  • Yaş ilerledikçe DE sorunları ön plana geçmektedir
  • Erişkin dönemde ise kadınlar daha fazla yardım almaktadır
  • Kadınlarda DE belirtileri daha yaygındır

Genetik

  • önemli risk etkeni
  • kalıtılabilirlik oranı %60-94

Yani;

  • DEHB’li erişkenlerin en az üçte bir oranında DEHB’li çocuk
  • DEHB’li çocukların üçte birinde DEHB’li ebeveynler vardır

 

Klinik görünüm

 

Erişkinde DEHB’nin klinik görünümleri çocukluk çağından farklılık gösterir. Aşağıda bazı görünüm örnekleri vardır. Unutulmamalıdır ki, bunlardan birkaçının olması tanı koydurmaz. Başka psikiyatrik durumlarda da benzer görünümler olabilir.

Dikkat eksikliğinin erişkindeki görünümü;

Detaydan kaçınma

Konuşmalarda, toplantılarda dikkatini sağlamakta güçlük

Uzun süreli okumada zorlanma

Ortada uyaran yokken aklı başka yerdeymiş gibi davranma

İşe başlar ama kısa sürede dikkati dağılır

İşleri yetiştirmede güçlük

Kalem,kitap,anahtar,cüzdan,telefon vb. kaybetme

Günlük ödev, fatura, ödeme takibinde zorlanma

Dikkat süresinin kısa olması

Hayallere dalma

İşleri organize etmekte ve planlamakta zorluk çekme

Kolayca sıkılma, sık kaytarma

İlgilerini çekmeyen işlerden kaçınma

Kötü zaman yönetimi

Ani karar verme

Kapasitesi altında eğitim alma

Parasını kötü yönetme

Rutinin kaotik hal alması

Yetersizlik duyguları

Hiperaktivite ve dürtüselliğin erişkindeki görünümü;

Başkalarına ayak uydurmakta zorlanma

Ofiste,sınıfta sık sık yerinden kalkma

Kıpır kıpırdır, sürekli etkinlikte bulunur

Huzursuzluk hissi

Toplantı boyunca oturamama

Sıra beklemede güçlük

Hızlı araba kullanma, sık kaza yapma

İşkolik olma veya çok yoğun ve sıkışık bir program yapma

Kolay öfkelenme

Olgunlaşamama

Çok konuşma

Karşısındakinin sözünü kesme

Sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır

Aniden işi bırakma

İlişikilerini kolayca bitirme

Çocuklarına tahammülsüzlük

Sosyal ilişkilerde sıkıntı, uygunsuz yorum ve kararlar

Tahammülsüzlük

                    Tanı nasıl konur?  

En doğru tanı, klinik görüşme ile konur. DSM-V tanı ölçütleri en sık başvurulan tanı yöntemidir.

Değerlendirmede;

  • Wender Utah derecelendirme ölçeği
  • Erişkin DEHB kendi bildirim ölçeği (ASRS)

kullanılabilir.

EEG: genellikle normal

  •  %93’ünde uyarılmada artma yada azalma: özgül değildir
  •   theta aktivitesiyle ilgili bulgular olabilir

Nedeni nedir?

Net değildir. Bilinen şey,yargılama, içgörü, karar verme, planlama, dikkat, davranışın düzenlenmesi, duyguların düzenlenmesi ile ilgili beynin ön kısmının etkinliğinde ve gereksiz uyaranların engellenmesi, dürtülerin kontrolünden sorumlu olan alt yapıların etkinliklerinin düzenlenmesinde bozulma olduğudur.

Başlıca, noradrenalin ve dopamin hormonları bu işlevlerle ilgilidir.

Başka psikiyatrik durumlar eşlik eder mi?

  • %80-90 oranında başka psikiyatrik bozukluklarla birlikte bulunur
  • En sık olarak birliktelik oranları,

 

  • %40-50 Anksiyete bozukluğu
  • %35-50 Major depresyon
  • %30-40 Duygudurum bozukluğu
  • %40-50 Madde kullanım bozukluğu
  • %20-30 Sosyal fobi
  • %9-11 Yeme bozukluğu

 

Başka bir psikiyatrik durumun bulunması önemli midir?

Önemlidir. Erişkinlikte DEHB’ye sık olarak başka psikiyatrik durumlar eşlik ettiğinden DEHB dışı durumların ele alınması önceliklidir.

DEHB atlandığında ise digger psikiyatrik durumda düzelme yeterli olmayacaktır. Örneğin;

  • tekrarlayan depresyonların %20’sinde DEHB mevcuttur.
  • tedavi edilmeyen DEHB’de yetişkin dönemde madde kullanım bozukluğu riski yüksek bulunmuştur.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

1. İlaç tedavisi

       Uyarıcı ve uyarını olmayan ilaçlar, antidepresanlar

2. Bilişsel-Davranışçı terapi

*Bunlar dışında, neurofeedback, omega asitleri gibi henüz yeterli kanıt düzeyi bulunmayan destekleyici tedaviler vardır.

Uyarıcı ilaçlar bağımlılık yapar mı?

Uyarıcı ilaçların bağımlılık yapacağı yönündeki tartışmalara karşı birçok çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda, uyarıcı ilaçların madde kullanım  bozukluğuna yol açmasından ziyade madde kullanım bozukluğu gelişmesi riskini %50 azalttığı gösterilmiştir.